Geciktiricili prezervatif içlerinde en popüleri

24 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsel Sağlık

Geciktiricili prezervatif içlerinde en popüleri

Türkiye’nin ilk ve tek online prezervatif satış sitesi prezervatifal.com’a göre, en çok satılan prezervatif çeşidi “geciktiricili” olanlar. Bu da erken boşalma probleminin yaygınlığını gösteriyor.
prez Geciktiricili prezervatif içlerinde en popüleri
Netpa pazarlama kurucu ortağı Çağatay Işık, Türkiye’deki en genç girişimcilerden biri. Sinkov Şirketinin yeni bir girişimi olan Netpa marketing şuanda internet üzerinden pazarlama ağını başlatmış durumda ve şuanda Türkiye’nin ilk ve tek sadece Prezervatife odaklı sitesi.

Bu alanın önü çok açık. Dünyada çok oturmuş bir sektör olan “sadece tek ürüne odaklı internet siteleri” Türkiye için hala çok yeni bir alan.
Bunun yanı sıra Prezervatifal.com sitesi üyeleri arasında çok enteresan istatistik çalışmaları yapıyor. En son yapılan araştırma daha önce Hollanda’nın “Türkler yatakta kaldı” araştırmasını destekler nitelikte. Satışlara bakıldığında ençok satılan prezervatifin “geciktiricili prezervatif” olduğu görünüyor.

Prezervatifal.com’un 4000 üyesinin prezervatif alma alışkanlıkları incelendiğinde %25 oranıyla “geciktiricili prezervatif” ilk sırada yer alıyor.

Hollanda Utrecht Üniversitesi Türkiye, İspanya, Hollanda, Amerika ve İngiltere’den yüzlerce erkeğin katılımıyla ‘yatak performansı’ araştırması yapmıştı. Alınan sonuçlara göre; İngiliz erkekleri ortalama 10, Amerikalılar 8, Hollandalılar 6.5, İspanyollar 4.9, Türkler ise 4.4 dakika sevişiyor.

Türkiye’nin ilk ve tek online prezervatif satış sitesi prezervatifal.com’un verileri istatistiği doğruluyor. Prezervatial.com’un kurucu ortağı Çağatay Işık’tan alınan bilgiye göre; Türk erkeği erken boşalma problemini “geciktiricili” prezervatif ile çözüyor. Sitede toplam 22 çeşit prezervatif satılırken sadece “geciktiricili prezervatif” tüm satıştan %25 paya sahip. Geriye kalan 21 çeşit %75 i paylaşıyor. Buradan da geciktirici prezervatifin, diğer herhangi bir çeşidin ortalama 8 katı satıldığı görülüyor.

Eczane ya da marketten prezervatif alırken yaşanan komik olaylar sitenin kurulmadan önce 20 eczanede yaptığı “utanma” hissiyatına yönelik araştırmaya göre, en çok aşağıdaki durumlar ortaya çıkıyor:

1. Prezervatifi eczaneden alırken “bir arkadaşa lazım da” gibi bahaneler üretme zahmeti
2. Ya da yalandan telefonunuzu çaldırıp “Alo? ha evet abi, prezervatif mi? Tamam alıyorum” gibi senaryolar yazmak
3. Kararlı insan taklidi yapmaya çalışmak
4. Kendinizi hızlı davranmak zorunda hissetmek
5. Prezervatif aldığınız belli olmasın diye yanında gereksiz başka şeyler de almış olarak bulmak
6. Daha da kötüsü, komple utanıp, prezervatif alamamış olabilmek, ama eczacıya da belli etmemek için sinek ilacı almış olabilmek (inanın partneriniz bu durumdan hiç hoşnut kalmayacaktır)
7. Konuşmalarınızda prezervatif kelimesi geçmemesi için ilginç takma isimler kullanmak ve karşınızdakinin anlamaması durumunda komik duruma düşebilmek (kaput, kılıf vb gibi)
8. Yüksek sesle prezervatif dememek için yalandan başka sorular sorup o sırada gözlerinizle prezervatiflerin yerini bulmaya çalışmak
9. Eczaneye girecek cesareti toplamak için mağazanın önünde vakit kaybetmek
10. Eczacının karşı cinsten olması durumunda sıkıntıya girmek
11. En önemlisi de hemcins bir eczacının sahip olduğu, tenha ve evinize uzak bir eczane aramaya gerek duymak

Kapalı vajina cinselliğe engelmi?

22 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsel Sağlık

Kapalı vajina cinselliğe engel değil

Genç kızların baba evine bile gönderilmesine yol açan “kapalı vajina” sorunundan artık kurtulmak mümkün.
248 sorun Kapalı vajina cinselliğe engelmi?
Anne karnındaki kız bebeğin embriyonik gelişimi sırasında oluşmayan ve geçmişte evlendirilen genç kızların baba evine bile gönderilmesine ya da “koca karı yöntemi” diye tabir edilen ilaçlar ya da muskalarla çözüm bulunmaya çalışılan “kapalı vajina” sorununun artık küçük bir cerrahi operasyonla kabus olmaktan çıktığı bildirildi.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadınlık organlarının, çoğunlukla doğuştan gelen ve nedeni henüz belli olmayan yapısal bozukluklarının aynı zamanda işlevsel sorunlara da yol açtığını söyledi.

Kadınlık organlarındaki doğumsal yapı bozuklukların görülme sıklığıyla ilgili detaylı istatistiki veriler bulunmadığını, ancak kadınların yaklaşık yüzde 5-6’sında görüldüğünün tahmin edildiğini belirten Çetin, son yıllarda yaygın olarak rastlanılan vajina yokluğunun gelişen tıp imkanları sayesinde artık kabus olmaktan çıktığını ifade etti.

Cinsel ilişkiyi engelleyen bir sorun

Her bin kadından birinde görüldüğü tahmin edilen vajina yokluğunun, cinsel ilişkiye girmeyi engellediğine dikkati çeken Prof. Dr. Çetin, şunları söyledi:

“Yıllar önce bu tür hastalar evlendirildiklerinde cinsel ilişkiye girilemediği için eşleri tarafından baba evlerine gönderilirlerdi. Bir sağlık sorunu olmanın yanı sıra toplumsal yaralar da açan bu durum artık küçük bir cerrahi operasyonla gideriliyor. Eskiden hiç yapılmayan bu tür operasyonları artık laparoskopik yöntemlerle de gerçekleştirmek mümkün.

Son yıllarda standart yöntemin aksine laparoskopik yöntemi tercih ediyoruz. Bu yöntemde, karın duvarında 3 tane kesi açıyoruz. Özel olarak geliştirdiğimiz alet sistemini kullanarak, oluşmamış vajina dokusunun bir haftada normal vajina uzunluğuna getirilmesini sağlıyoruz.”

Prof. Dr. Çetin, bu operasyonda, vajinasını oluşturdukları hastaların sadece cinsel ilişkiye girebildiklerini, ancak çocuk sahibi olmadıklarını belirterek, “Çünkü, doğuştan vajinası olmayan kadınların uterusları (rahim) da olmuyor. Bu durumdaki hastalar adet kanamaları görmediklerinde hekime başvurunca bu anomaliyi fark edebiliyorlar” diye konuştu.

Küçük bir cerrahi operasyonla vajinası oluşturulan hastaların yumurtalıklarının bulunabildiğini, bu durumdaki hastaların anne olabileceklerini anlatan Çetin, şöyle devam etti:

“Ancak, bu hastaların normal yolla hamile kalmaları mümkün değil. Yumurtaları varsa, bu yumurtalar alınmak suretiyle taşıyıcı anne kanalıyla çocuk sahibi olabiliyorlar. Ancak, Türkiye’de yasalar izin vermediği için yurt dışına giden çok sayıda hastamız var.”

Çetin, Türkiye’de tıp alanındaki gelişmelerin Avrupa ülkelerinden geri kalmadığını, bu nedenle sağlıkta yurt dışına döviz kaptırmayı da doğru bulmadıklarını belirterek, “Ancak, elbette taşıyıcı anneliğe Türkiye’de yasalarımızın izin vermesi için bunun öncelikle altyapısını oluşturmak gerekir” diye konuştu.

Mutlu bir cinsel yaşamın ipuçları

22 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsel Sağlık

Mutlu bir cinsel yaşamın sırları

Mutlu ve her iki taraf için de tatmin edici bir cinsel yaşantıya sahip olmak bu kadar zor mu?248 seks yok Mutlu bir cinsel yaşamın ipuçları

Ülkemizde okulda ve evde cinsel eğitim olmadığı için, kişiler cinsellikle ilgili bilgileri arkadaşlardan, kitaplardan ve son dönemde en fazla internetten edinmektedir. Ancak yine de edindikleri bilgiler sınırlı olmakta ve cinsel tecrübe yaşaacakları zaman kafalarında birçok soru ile yatak odasına gitmektedirler.

Hem erkek hem de kadın bilgisiz ve tecrübesiz olduğunda cinsel sorunlar da daha ilk geceden çiftin karşısına bir kabus olarak ortaya çıkmaktadır. Mutlu ve her iki taraf için de tatmin edici bir cinsel yaşantıya sahip olmak bu kadar zor mudur?

Cinsel konularda halkımızı bilgilendirmeyi ve cinsel sorunlara çözüm üretmeyi amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), mutlu bi cinsel yaşam için uyulması gereken altın kurallarla ilgili çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı.

Seks kişinin bedenini sevdiği ile paylaşmasıdır Devamını oku

Cinsel takıntılarınızın kurbanı olmayın

20 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsel Sağlık

Cinsel takıntılarınızın kurbanı olmayın

Düşünün hayatınız bir anda değişiyor ve aklınıza öyle şeyler geliyor ki, kendinizden utanıyorsunuz. Başkalarına yan gözle bakacaksınız diye kendinizi eve kapatıyor, kimseyle göz göze gelemiyor, en yakınınızla bile cinsel içerikli hayaller kuruyorsunuz. Bu durumda ne yaparsınız?248 takinti cinsel Cinsel takıntılarınızın kurbanı olmayın

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Türkiye’de 2 milyon, İstanbul’da 250 bin takıntı hastası var ve çocuklar da bu hastalığa yakalanabiliyor. Günümüzde her 10 bin kişiden 250-300′ünün takıntı hastası olduğu biliniyor. Dünyada ise 300 milyon kişide ‘takıntı’ hastalığı var.

Kadınların en çok temizlik takıntısı olduğunu belirten Dr. Oğuz Tan, erkeklerde cinsellik takıntılarının daha sık görüldüğünü söylüyor. Obsesyon (takıntı) hastalığının çocuklukta da ortaya çıktığına işaret eden Dr. Oğuz Tan, “Takıntılı çocuklar sürekli aynı soruyu sorarlar. Ders çalışırken bir cümleyi okuyup, emin olamadıkları için tekrar aynı cümleye dönerler. Bir sayfa okumaları için 5-6 saat geçmesi gerekir” diyor.

Düşünün hayatınız bir anda değişiyor ve aklınıza öyle şeyler geliyor ki, kendinizden utanıyorsunuz. Başkalarına yan gözle bakacaksınız diye kendinizi eve kapatıyor, kimseyle göz göze gelemiyor, en yakınınızla bile cinsel içerikli hayaller kuruyorsunuz. Bu durumda ne yaparsınız? Cinsel takıntılı biri olduğunuzun farkına varmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmalısınız.

Cinsel takıntılar zihinden kovulamıyor

Cinsel takıntılar, dayanılması zor, büyük utanç ve acı veren takıntılar arasında. Psikiyatri Uzmanı Oğuz Tan, cinsel takıntıları; “Kişilerin aklına hiç istemedikleri zamanda hiç istemedikleri kişilerle ilgili cinsel düşünceler, erotik görüntüler gelmesidir. Her takıntıda olduğu gibi tekrarlayıcıdırlar ve zihinden kovmaya çalışmakla gitmezler” diye açıklıyor.

En sık rastlanan cinsel takıntılar nelerdir?

Zaman zaman hastalarımız yüzleri perişan, gözyaşlarına boğulmuş halde odamıza girerler ve sesleri boğularak, tıkanarak, utanarak anlatırlar: “Kızlarıma tecavüz etmekten korkuyorum. Anneme cinsel arzu duyuyormuş gibi bir hisse kapılıyorum. Üç yaşındaki yeğenimi öptükten sonra penisimin sertleşip sertleşmediğini kontrol ediyorum.”

Bu kişiler ya kızlarının saçlarını bile okşamaz olur, annelerine yaptıkları ziyaretleri bayramdan bayrama indirirler ya da gerçekten sapık olup olmadıklarım kontrol maksadıyla olur olmaz yerde, olur olmaz şekilde yakınlarına dokunup onları sinir ederler. İnsanların cinsel organlarına bakma takıntılarına da sıkça şahit oluruz. Kadınların cinsel organlarına bakma dürtüsü duyan erkekler, gözleri erkeklerin kasıklarına kayacakmış korkusu yaşayan kadınlar sık sık bize başvururlar. Bu kişiler, erkekse kadınları rahatsız etmekten, kadınsa ‘hafifmeşrep’ damgası yemekten büyük korku duyarlar.

Kişi cinsel takıntılarını nasıl kontrol altında tutabilir?

Aslında bu tıbbi bir durumdur, ‘obsesif kompülsif bozukluk’ adında bir hastalıktır. Beyinde seratonin adlı maddenin eksik olmasından kaynaklanır. Kişi bu düşüncelerin sapıklık olmadığım, tıbbi bir durum olduğunu bilmeli, düşünceleri kafadan atmaya çalışmamalıdır. Kendi kendine düzelmesi çok zordur, mutlaka psikiyatriste gidilmelidir.

Cinsel takıntılar, bir bakıma seks bağımlılığı mıdır?

Seks bağımlılığıyla hiçbir alâkası yoktur. Tam tersine, cinsel takıntısı olan insanlar son derece mazbut, ahlaki değerlere haddinden fazla önem veren, hatta ahlaki konularda oldukça katı olan kişilerdir. Korktukları şeyleri asla yapmazlar. Takıntı, düşüncenin bir hastalığıdır. Asla istenmeyen eylemle sonuçlanmaz. Takıntılı insanlar kendilerine büyük haksızlık eder, ’sapık’ olduklarının anlaşılacağı endişesiyle izole bir hayat yaşamaya başlarlar.

Obsesif kompülsif kişilik bozukluğu

Psikolog Yasemin Yeşilyaprak, obsesif kompülsif kişilik bozukluğunu şöyle açıklıyor; “Dürüstlük, kuralcılık, güvenilirlik gibi özelliklerin baskısıyla, esnek olamayışın, değişime uyum sağlayamamanın doğurduğu bir bozukluktur. Hastalar, sorumlulukları ciddi şekilde üstlenirler ama hata yapmaktan ve eksiklikten nefret ettikleri için ayrıntılarla çok fazla meşgul olurlar ve gerçek amaçlarının ne olduğunu unuturlar.

Sonuç olarak karar vermede ve işleri tamamlamada güçlük çekerler. Bu tür problemler, sorumlulukların bir endişe kaynağı haline dönüşmesine sebep olur ve bu kişiler amaçlarından nadiren memnuniyet duyarlar. Çoğu obsesif kompülsif özellikler uyumludur ve bunlar çok belirgin olmadığı sürece, bu özelliklere sahip kişiler daha fazla amaçlarına ulaşırlar.

Özellikle bilimde ve kuralların, mükemmeliyetçiliğin ve azmin gerekli olduğu akademik alanlarda bu kişiler başarılı olurlar. Bununla birlikte kişiler arası ilişkilerde ve kontrolünün olmadığı durumlarda kendilerini huzursuz hissederler. Diğer insanlarla ilişkilerinde ve ne olacağı öngörülemez durumlarda mutlaka güven bulmak isterler.

Uzmanlar diyor ki; cinsellik takıntısını seks bağımlılığıyla karıştırmayın >>>

Cinsel takıntıların altında ne gibi sorunlar olabilir? >>>
Cinsel takıntılar ne zaman tehlikeli boyuta ulaşıyor?

Cinsel takıntının varlığı bile oldukça kötü. Takıntının hafifi bile kişiye büyük azap yaşatır. Takıntı şiddetlendikçe insanlardan uzaklaşma, kendini tecrit etme ve ağır depresyon ortaya çıkar.

Cinsel takıntılar, kişinin hayatını nasıl etkiler?

Utanç duygusu, insanlardan uzaklaşma, mutsuzluk, hayattan zevk almama, huzursuzluk, sıkıntı verir.

Cinsel takıntılar, cinsel yaşamı nasıl etkiler?

Cinsel takıntılar, cinsel bir problem değildir. Cinsel fonksiyonun değil, düşüncenin bir hastalığıdır. Cinsel takıntısı olanların cinsel hayatı normaldir. Tek problemleri, dönem dönem depresyonun doğal sonucu olan cinsel isteksizliktir.

Cinsel takıntıların altında ne gibi sorunlar olabilir?

Bazı eski kitaplarda, bilinçaltında yatan gizli cinsel arzuların cinsel takıntılara yol açabileceği yazar. Bunun doğru olmadığı, bugün çok iyi anlaşılmıştır. Takıntı, biyolojik bir problemdir. Beynin ön ve alt bölgelerinin hastalığıdır. Bu bölgelerde serotonin maddesinin düşüklüğünden kaynaklanır. Hastalığın elbette psikolojik sebepleri de vardır. Ama bu psikolojik sebepler, bilinçaltı arzular değildir; sıkıntı sahiplerinin, fazla mükemmeliyetçi ve ahlakçı, kolaylıkla suçluluk duygularına kapılıveren insanlar olmalarıdır.

Cinsel takıntılı olmak sapkınlık mıdır?

Sapkınlıkla hiçbir alâkası yoktur. Bu kişiler, sapık olacak en son insanlardır.

Eşcinsellik takıntısı kişide ne tür sorunlara yol açar?

Eşcinsellik takıntısı da pek çok ‘normal’ erkeğin hayatını mahveden takıntılardandır. “Ben eşcinsel miyim?” sorusu zihinlerini kavurur. Ömürleri boyunca hiçbir erkeğe ilgi duymamışlar, sadece ve sadece kadınları hayal etmekten, kadınlarla beraber olmaktan zevk almışlardır. Ancak erkeklerle sevişirken görürler kendilerini. Yakın arkadaşlarıyla, amca çocuklarıyla, tanımadıkları erkeklerle homoseksüel ilişki halindeki pozları gözlerinin önünden gitmez. Erkek soyunma odası türü yerlerde dehşete kapılırlar. Eşcinsel görünce yılan görmüş gibi paniğe kapılan, eşcinsel görmemek için yıllardır Beyoğlu’na ayak basmamış hastalarımız var.

Cinsel isteksizliğe çözüm

20 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsel Sağlık

Cinsel isteksizliğe son!
Eşinizle yatağa sadece uyumak için giriyor ya da sevgi sözcükleri yerine sessizliği yatağa taşıyorsanız, cinsel hayatınızdaki problemler ilişkinizi ele geçirmiş demektir. İlişkiniz serbest bırakmakta geç kalmamalı ve bir an önce cinselliğinizi özgürlüğe kavuşturmalısınız.
248 cinsel istek Cinsel isteksizliğe çözüm
Cinsel isteksizliğe son!
İlişkinizin ilk günlerinde yatağa kadar bekleyemez, bir bakışla kendinizi sevgilinizin kollarında bulurdunuz. Şimdilerdeyse cinsellik sadece arada bir yapılması zorunlu bir alışkanlık haline geldi. Bu hikâye size bir yerden tanıdık mı geliyor? O zaman siz de cinsel isteksizlik sorunuyla karşı karşıyasınız demektir. Uzun süreli ilişkilerin en büyük sorunlarından biri olan cinsel isteksizliğin birçok nedeni olabilir. Önemli olan, bu nedenleri bulmak ve sorunu çok geç olmadan ortadan kaldırmaktır.

KADINLAR NEDEN CİNSELLİKTEN KAÇAR? Devamını oku

Ramazanda cinsellik nasıl yaşanmalı?

17 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsel Sağlık

Ramazanda cinsellik nasıl yaşanmalı?

Sağlıklı ve mutlu bir cinsellik yaşamak aslında elinizderamazancinsellik248 Ramazanda cinsellik nasıl yaşanmalı?

Ramazan ayının başlamasına birkaç gün kala her yıl olduğu gibi ”Ramazan’da cinsellik nasıl yaşanmalı?” konulu tartışmalar da gündeme gelmeye başladı.

Basın açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla gündem yaratabilen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) bu konu ile ilgili bir açıklama yaptı.

“Cinselliğin ülkemizde hala bir tabu olduğunu savunan CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; “Cinsellikte topluma hâkim olan abartılmış ayıp, yasak ve günah kavramları, kişinin nikâhlı eşiyle yaşadığı normal cinsel ilişkileri bile gölge altına alabiliyor. Bunun en güzel örneklerinden biri Ramazan ayında yaşanan cinsellik tartışmalarıdır. Ramazan ayında cinsellik çok yanlış bir şekilde, sanki bir suç, bir günah ya da çok kötü bir eylemmiş gibi algılanabiliyor. Hangi ayda olursa olsun, bir insan yanlış yapıp sonuçlarına katlanıp, acı çekerse; eşiyle sağlıklı bir şekilde cinsel ilişkiye girdiğinde de o kadar rahatlar ve keyif alır.” dedi.

Sevgisiz bir toplum olduk Devamını oku

Cinsel Sağlık Hattında Yoğunluk

16 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsel Sağlık

Türkiye’yi de etkileyen küresel ekonomik kriz nedeniyle “Cinsel Sağlık Danışma Hattı”nı arayanların sayısında yüzde 30 artış oldu
cinselsaglikhattii248 Cinsel Sağlık Hattında Yoğunluk
Avrupa Cinsel Sağlık Birliği (ESDA) Başkanı İrem Hattat, Türkiye’yi de etkileyen küresel ekonomik kriz nedeniyle “Cinsel Sağlık Danışma Hattı”nı arayanların sayısında yüzde 30 artış meydana geldiğini bildirdi.

Hattat, yaptığı açıklamada, Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) tarafından ESDA şemsiyesi altında 2002 yılında oluşturulan “Cinsel Sağlık Danışma Merkezi”nin 0212-282 01 01 numaralı bilgi hattına yapılan başvurulara ilişkin bilgi verdi.

Danışma hattının 2002 yılındaki açılışından bu yana büyük ilgi gördüğünü ve 12 ülkede bulunan ESDA danışma hatları arasında en çok aranan hat olduğunu anlatan Hattat, bu yıl Ekim ayına kadar 126 bini aşkın başvuru aldıklarını bildirdi.
Hattat, cinsel danışma hattını arayanların yüzde 82’sini erkeklerin, yüzde 18’ini kadınların oluşturduğunu belirtti.

Tüm ülkeler arasında Türkiye’nin, hattı arayanların en genç olduğu ülke olduğuna dikkati çeken Hattat, “Türkiye’de hatta başvuruda bulunanların ortalama yaşı 29 iken, bu Fransa’da 50, İngiltere’de 48, İspanya’da 46, Yunanistan’da ise 43.

Arayanlar arasında yine Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında doktora başvurmama oranı en yüksek ülke de Türkiye. İspanya ve Fransa gibi ülkelerde 10 hastadan 5’i doktora başvururken, bizde 10 hastadan sadece 2’si doktora yöneliyor” diye konuştu.

Krizin yansıması Devamını oku

Seks yapmak için 10 bahane

16 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsel Sağlık

Seks yapmak için 10 bahane

Seks yapmanın, zevk almaktan öte bir sürü işlevi var. Kalbinize ve cildinize iyi geliyor, ekstra kalori yakmanızı sağlıyor… 248 seks ist Seks yapmak için 10 bahane

Fazla kalorileri yakıyor, cildi güzelleştiriyor, koku ve tat alma duyularını geliştiriyor, kalbe-damarlara iyi geliyor, bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor… Tüm bunları yapan mucizevi bir ilaç ya da pahalı bir kür değil; seks. Bu haberi okuduktan sonra eminiz bir daha ‘başım ağrıyor’ mazeretine başvurmayacaksınız!

1. Seksin kalbiniz ve damarlarınız için en iyi egzersizlerden biri olduğunu biliyor muydunuz? Belfast Queens Üniversitesi’nde 1000 erkek üzerinde yapılan araştırmaya göre seks kalp-damar sağlığını güçlendiriyor. Araştırma, haftada 3 kere ya da daha fazla seks yapan erkeklerin kalp krizi geçirme oranlarının yarı yarıya düştüğünü ortaya koymuş.

2. Seks, kalori yakmanın da en eğlenceli yolu herhalde… 30 dakikalık bir yatak odası aktivitesi sonunda yaklaşık 200 kalori yakıyorsunuz.

3. Sabahları işe sürünerek, asık bir suratla gitmeye son! Seks, beynimizin nörotransmiter (sinir iletici) üretimine yardımcı oluyor, bu da bizim ruh halimizin daha iyi olmasını sağlıyor.
Seks ayrıca sinirleri yatıştırmanın da en
iyi yolu…

4. Seks, uykusuzluk çekenlerin derdine de deva oluyor. Erotik bir masaj sonrasında çarşaflar üzerinde yapacağınız dans, deliksiz bir uykuyu garantiliyor. Neden mi? Orgazm sonrasında endorfin serbest kalıyor, bu da beyinde morfin etkisi yaratıyor, vücut gevşeyip rahatlıyor; siz de çok faydalı, dinlendirici bir uykuya dalıyorsunuz.

5. Doyuma ulaştığınız gecenin sabahında çiçekleri koklayın. Patrick Süskind’in “Koku” adlı romanının kahramanı Grenouille kadar olmasa da kokuları daha iyi algıladığınızı göreceksiniz. Çünkü, orgazm sonrası salgılanan prolaktin hormonu beynin koku alma merkezini uyarıyor ve düzenli yapıldığında koku alma duyusunu geliştiriyor.

6. Soğuk algınlığına karşı portakal-mandalina yemenin yanında yapabileceğiniz diğer bir aktivite de bol bol sevişmek. Yapılan araştırmalara göre haftada bir ya da iki kere seks yapmak bağışıklık sistemini yüzde 30 oranında güçlendiriyor.

7. Seks pelvis bölgesindeki kasları güçlendirerek, mesane, rahim ve bağırsaklara destek oluyor. Bu da daha iyi bir “idrar kontrolü” anlamına geliyor.

8. Yine aynı araştırmaya göre, düzenli seks erkeğinizin inme riskini de düşürüyor.

9. “Yok hiç havamda değilim, başım ağrıyor” yerine “Evet hayatım, bu gece yapalım çünkü başım fena ağrıyor” demelisiniz! Çünkü seks aynı zamanda harika bir ağrı kesici. Nasıl mı? Orgazm öncesinde vücudunuz tam 5 kat daha fazla oksitoksin salgılıyor. Oksitosin de endorfin hormonunu harekete geçirerek migrenden arterit ağrılarına kadar bir çok şikayeti hafifletiyor.

10. Ağrıdan bahsetmişken, düzenli seksin adet dönemlerindeki ağrıları azalttığını da listemize eklemekte fayda var.

Aytaç Özkardaş/Formsanté

Sıcak havalar cinselliği de etkiliyor

15 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsel Sağlık

Sıcak havalar cinselliği de etkiliyor

Yazın gelmesiyle birlikte cinsel istekte artış olabilir yani insanlar havalar ısınınca daha çok seks yapmaya başlarlar. Çünkü güneş ışığı cinsellik için önemlidir, ışık kesildiği zaman mutluluk hormonu olan serotonin seviyesi düşer.248 steamy Sıcak havalar cinselliği de etkiliyor

Cinsel ilişkinin kalbi yorarak kalp krizi riskini arttırdığına dikkat çeken CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; “Kalp hastalarının yaz aylarında sıcağın en üst seviyede olduğu gündüz öğle saatlerinde sevişmemesi ve cinsel ilişkiye girmemesi gerekir. Çünkü sıcak hava ve aşırı güneş; kalp hastalarında efor gücünde ve kalbinin gücünde azalma gibi olumsuz etkilere yol açabilir, bu da kişiyi zor durumda bırakabilir. Cinsel ilişki de kalbi yorarak kalp krizi riskini arttırabilir. Bu nedenle kalp hastalarının yaz aylarında sıcağın en üst seviyede olduğu gündüz öğle saatlerinde sevişmemesi ve cinsel ilişkiye girmemesi gerekir.

Ayrıca kalp hastaları sıcakta aşırı yağlı ve hayvansal gıdalardan kaçınmalı ve sigaradan uzak durmalıdırlar. Bol sebze meyve yemelerini ve akşam saatlerinde çok yorucu olmayan egzersizler yapmalarını öneriyoruz. Kalp-damar hastalıklarının oluşumunu önlemek için besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat etmek, tuz ve şeker kullanımını en alt seviyeye indirmek de gerekir.” dedi.

Hamilelere sıcak uyarıları

Sıcak havaların hamilelerde ciddi sağlık problemlerine neden olabileceğini CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; “Hamilelerin, sırt ağrıları, varis, ayaklarda ödem ve terlemeden kaynaklanan mantarlara karşı giyim, spor ve beslenmeye dikkat etmeleri gerekir. Hamilelerin giyim tercihlerini pamuklu ve geniş kıyafetlerden yana kullanmalarını öneriyoruz. Hamileler topuksuz, ortopedik ve rahat ayakkabılar tercih etmelidir. Başta tuz olmak üzere baharatlı, soslu ve en önemlisi az pişmiş etlerden kaçınılmalı, kızartma yerine haşlama türü yiyecekler tüketilmelidirler. Çünkü gıdalardan kaynaklanan yaz ishalleri, hamilelerde ciddi sıkıntılar yaratabilir” diye konuştu.

Sıcaklar insan psikolojisini olumsuz etkileyebilir

Aşırı sıcakların insan psikolojisini olumsuz etkilediğini belirten CİSED Genel Sekreteri Psk. Dan. Fatma Ayrık; “Bu nedenle bir olay karşısında tepki verirken ya da karar alırken birkaç dakikalık nefes egzersizi yapılması çok faydalı olabilir. Çünkü öfkeye ve iç sıkıntısına yatkın kişilerde sabırsızlıkla tahammülsüzlük sıcakla birlikte tetiklenir. Sıcakla birlikte tepkisel hareketler artar. Kişi, en son yapacağı şeyi ilk başta yapmaya başlayabilir. Bunların yanı sıra umutsuzluk, karamsarlık, yorgunluk, olumsuzluk ve uyku hali de sıcakla birlikte daha yoğun hissedilebilir. Trafikte sinirlenmemek, mümkünse klimalı araçlarda bulunmak, sabırsızlık göstermemek, öfke patlamalarına engel olmak olası kazaları önleyecektir. Sıcak insanı sinirli yapabilir. Bunun için trafiğe çıkarken kişi kendi kendine sakin olmayı telkin etmelidir.” dedi.

Sıcak hava cinsel sağlığı tehdit ediyor
İnsanın temel dürtüleri olan yemek, içmek, barınmak, korunmak ve cinselliğin bir zincirin halkaları gibi olduğuna dikkat çeken CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; “Ancak yaz sıcaklarında aşırı yemek yiyerek, tok karnına veya soğuk içecekler içtikten ya da dondurma yedikten sonra cinsel ilişkiye girmek sağlıklı değildir. Hazımsızlık ve soğuk yiyecekler cinsel enerjide dengesizliğe yol açabilir. Aşırı tok karın performans düşüklüğünden, ereksiyon sorunlarına, cinsel isteksizlikten cinsel başarısızlığa kadar birçok cinsel soruna neden olabilir.” dedi.

Seksin mevsimi bahar ve yazdır

İnsanların cinselliğinin havadan sudan etkilenmediğine dikkat çeken ve cinselliğin mevsimi olmadığını söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; “Ancak yazın gelmesiyle birlikte cinsel istekte artış olabilir yani insanlar havalar ısınınca daha çok seks yapmaya başlarlar. Çünkü güneş ışığı cinsellik için önemlidir, ışık kesildiği zaman mutluluk hormonu olan serotonin seviyesi düşer, insanlar daha mutsuz olurlar. Doğanın baharda yeniden canlanması gibi insanların cinsel hayatı da baharda ve yazın canlanabilir. Araştırmalara göre seksin mevsimi bahar ve yazdır. Çünkü insanlar sekse çağrıyı genellikle koku ve görüntüyle yaparlar. Yazın erotik görsel uyarılar ön plana çıkar ve insanlar daha rahat giyinirler, dolayısıyla cinsel isteklerde artış olabilir.” dedi.

CİSED Andı: “Cinsellik; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır…”

Pornografi bir peri masalıdır

11 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsel Sağlık

Pornografi bir peri masalıdır

Pornografi denildiğinde aklımıza hep “ayıp, yasak, günah, zararlı” gibi ifadeler gelir. Peki pornografi gerçekten zararlı mıdır? Porno izlemek bir ihtiyaç mıdır?
248pornografii Pornografi bir peri masalıdır
Pornografi denildiğinde aklımıza hep “ayıp, yasak, günah, zararlı” gibi ifadeler gelir. Peki pornografi gerçekten zararlı mıdır? Porno izlemek bir ihtiyaç mıdır? Eğer pornografi bu kadar zararlı ve yanlışsa böyle büyük bir sektör nasıl meydana gelmiştir?

Pornografinin zararlarını aza indirgemek mümkün müdür? Çocukların zamanından önce pornografik görüntülerle karşılaşmalarını nasıl engelleyebiliriz? Pornografi faydalı hale getirilebilir mi? Cinsellik, aile ve evlilik konularında halkımızı bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED); pornografi hakkında çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı.

Porno filmlerde her şey abartılıdır, kurgudur

Pornografi bir peri masalıdır

Cinselliğin her insan için önemli olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Cinsellik doğuştan itibaren hayatımızda önemli bir yere sahiptir, insan doğuştan cinsel bir varlıktır ve seks de iki kişi arasındaki özel bir paylaşımdır. Pornografi cinsel hayatı renklendirmek için bir fantezi aracı olarak kullanılabilir. Dozunda kullanıldığında çiftlerin cinsel hayatına hareket ve heyecan katabilir, onlara farklı deneyimler yaşatabilir. Bu açıdan bakıldığında pornografi zararlı değildir. Ancak bu alışkanlık haline geldiğinde, kişiler porno izlemeden uyarılamaz hale geldiğinde o zaman sorun ortaya çıkar.” dedi.

Pornografinin bir peri masalı olduğunu belirten Dr. Keçe; “Porno filmlerde gördüklerimiz gerçeği yansıtmaz. İnsanların düştüğü en büyük yanılgılardan biri porno filmlerde izledikleri gibi bir seksi gerçek hayatta da yaşayabileceklerini düşünmeleridir. Hatta kendi performanslarını ve bedenlerini porno film yıldızları ile kıyaslayan kişiler de vardır, bunlar cinsel hayatta umutsuzluğa düşerler. Çünkü porno filmlerde her şey abartılıdır, kurgudur. Bu açıdan bakıldığında pornografi bir peri masalıdır. Her insan kendini peri masalında görmek ister, inanmak ister, gerçek olsun ister, bu bir dereceye kadar zararsızdır ancak bunları takıntı haline getirmemek ve gerçek hayatla bağı koparmamak gerekir. Kişi bunlara fazlaca takıldığında cinsellikten keyif alamaz hale gelebilir.” dedi

Gençler cinselliği porno filmlerden öğreniyor

Çocuklar pornonun olumsuz etkilerinden uzak tutulmalıdır

Cinsel sorunların en önemli nedeninin ülkemizde cinsel eğitim olmaması olduğunu söyleyen CİSED Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; “Özellikle ergenlik dönemine girildiğinde cinselliğe olan ilgi ve merak artar. Okulda ve ailede cinsel eğitim olmadığı için de gençlerimiz cinsellik hakkında bilgileri arkadaşlarından, internetten ve filmlerden öğrenmektedirler. Porno filmlerdeki abartılı görüntüler gençlerde seksin filmlerdeki gibi olması gerektiği; cinsellikte başarının, skorun, penis boyunun çok önemli olduğu gibi bir yanlış algı oluşturmaktadır ve bu da ileride cinsel yaşamlarında sorun yaşamalarına neden olmaktadır.

Gençler cinselliği porno filmlerden öğreniyor. Bu yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle porno filmler daha gerçekçi olmalı, gerçeğe daha yakın görünen oyuncular kullanılmalı, daha yumuşak ve konulu filmler olmalıdır. Bu şekilde olduğunda kişiler gerçek bir cinsel deneyim yaşadıklarında hayal kırıklığına uğramayacaklardır.” dedi. Çocukları ve gençleri pornografinin olumsuz etkilerinden korumanın önemini vurgulayan Psk. Bacanak; “Biz her ne kadar istemesek de artık çok küçük yaştaki çocuklar bile interneti kullanıyorlar ve çok rahat bir şekilde porno görüntülere ulaşmaları mümkündür. Yaşlarına ve düzeylerine uygun olmayan görüntülere, zamanından önce tanık olmak ileride önemli sorunlara yol açabilmektedir.

Bu nedenle çocukların ve gençlerin internet kullanımlarına bir sınır koymak, porno sitelere girmeklerini engelleyici bilgisayar programlarını kullanmak faydalı olacaktır. Çocuk tabi ki yaşına ve düzeyine uygun bir şekilde cinselliği bilmelidir, cinsel konularda anne-babasına sorduğu sorulara doğru ve tatmin edici cevaplar verilmelidir, ancak vaktinden önce porno görüntüleri izlemesi de sağlıklı olmayacaktır. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşlarına ve ilgili devlet kurumlarına da önemli görevler düşmektedir. dedi.248pornografii Pornografi bir peri masalıdır

Porno seyretmek bir tercihtir

Porno filmlerin önemli bir sektör oluşturduğunu söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psikolojik Danışman Fatma Ayrık; “Porno film seyretmek bir tercihtir. Kişileri bu tercihlerinden dolayı yargılamamız mümkün değildir. Ancak seçilecek filmlerde bazı şeylere dikkat edilebilir. Cinsel terapide de eğitci cinsel içerikli filmlerden yararlanılmaktadır. Bu filmlerin konulu olması, daha yumuşak sevişmelerin olması, daha gerçekçi görüntülerin olması pornonun zararlarını azaltıp özellikle cinsel terapide faydalı bir hale de getirebilir.” dedi.