AIDS hücreye kapatıldı
13 Temmuz 2010 Yazan admin
Kategori Sağlıklı Yaşam
Bilim insanları, HIV’in hücrelere girerken kullandığı “biyolojik kapıyı” başarıyla kapattı. İnsanlar üzerinde de uygulanmaya başlanan yöntem başarılı olursa, AIDS’e yakalanmayan hücreler vücut içinde üretilebilecek.
Yöntemin insanlarda da güvenli ve etkili olduğu kanıtlanırsa, HIV, güçlü antiviral ilaçlar alınmadan ve kök hücre yöntemlerine gerek kalmaksızın yenilebilecek.
CCR5 üretemeyenler daha dayanıklı
Bilim insanları, genetik şifrelerinde oluşan küçük boşluk nedeniyle yeterince CCR5 proteini üretemeyen insanların, HIV’e karşı daha dirençli olduğunu; bu insanlarda enfeksiyonun AIDS hastalığına dönüşmesinin daha çok zaman aldığını 10 yıl kadar önce keşfetmişti.
Genetik bir kesici oldu
Güney California Üniversitesi’nde yapılan ve sonuçları Nature Biotechnology Dergisi’nde yayınlanan son araştırmada bu süreç ele alındı. HIV’in CCR5 sayesinde hücre mekanizmasını ele geçirip kendisini sürekli olarak yeniden ürettiğini bilen uzmanlar, bu proteinin bir türevi olan ve AIDS için biyolojik bir kapı işlevi gören “CCR5 delta 32” proteinini kullanarak fareler üzerinde deneyler yaptı.
Deneyde, olgunlaşınca bağışıklık hücrelerine ve alyuvarlara dönüşen kan yapıcı hücreler, genetik bir “kesici” olarak kullanıldı.
T hücresiyle yol kapandı
Bu yolla farelerin vücudundaki CCR5 delta 32 protein kodu silindi. HIV’e dayanıklı daha fazla sayıda “T-hücresi” üreten farelerin AIDS’e daha zor yakalandığı, vücutlarındaki HIV miktarının da bu “kesme” işleminin yapılmadığı kontrol grubuna oranla çok daha düşük olduğu tespit edildi. Kısacası, farelerin vücudundaki “AIDS kapısı” bu yöntemle kapatılmış oldu.
1 ARALIK DÜNYA AIDS GÜNÜ’nde Almanya’nın Sağlık Bakanı başta olmak üzere birçok devlet yetkilisi AIDS’le ilgili farkındalık yaratmak için Berlin’de toplu gösteri yapmıştı.
İnsanlarda deneniyor
FARELERDE denenen yöntemin insanlarda da etkili biçimde uygulanıp uygulanamayacağı araştırılıyor. Genetik mühendislik yoluyla daha fazla T-hücresi üretilebilirse, AIDS hastaları, güçlü antiviral ilaçlar almadan HIV’i bastırabilecekler. Gönüllüler üzerinde testler başladı.
Kalp krizinden sonra yaşam
29 Temmuz 2009 Yazan Saglik
Kategori Sağlıklı Yaşam
Bir kalp krizi atlattınız ve hastaneden taburcu oldunuz. Bundan sonra normal hayatınıza dönüş süreciniz ve yapmanıza izin verilen aktiviteler, kalbinizin durumuna göre belirlenecektir. …

Bir kalp krizi atlattınız ve hastaneden taburcu oldunuz. Bundan sonra normal hayatınıza dönüş süreciniz ve yapmanıza izin verilen aktiviteler, kalbinizin durumuna göre belirlenecektir. Doktorunuz sizinle birlikte bir nekahat dönemi planı hazırlamalıdır. Birçok kişi normal hayatına ve işlerine krizden birkaç ay sonra dönebiliyor. Ancak kalbinde zayıflama olanlar için bazı sınırlamalar var. İşte kriz sonrası yaşamla ilgili merak edilen başlıca soruların yanıtları…
Efor testi yaptırın
* Normal hayata dönüş, ne kadar zamanda gerçekleşmelidir?
Normal hayata dönüş yavaş olmalı. Kalp krizinden sonraki ilk günlerde istirahat gereklidir. Bu, kalbinizin kendisini toparlamasına yardım eder. İyileştikçe aktiviteler artırılır. İlk günlerden sonra oda içinde, sonra koridorda yürümenize izin verilir. Taburcu olmadan önce yapılacak sınırlı bir efor testi, ilerisi için yararlıdır. Testin sonuçlarına göre doktorunuz, yapacağınız aktivitelerin sınırlarını çizer. Bazı hastanelerin; kalp krizi geçirenler, balon-stent uygulanan hastalar ve by-pass ameliyatı olanlar için özel rehabilitasyon programları vardır. Başlangıçta bu programlara dahil olmak hem daha emniyetli olur, hem de kendi başınıza kaldığınızda yapacaklarınıza ışık tutar.
* Egzersiz niye önemli?
Egzersiz hem sağlıklı kişiler, hem de kalp hastaları için çok değerlidir. Kalp kasını kuvvetlendirir. Kendinizi daha enerjik hissedersiniz. Kilo vermeyi ve sabit kiloda kalmayı kolaylaştırır. Kolesterol ve tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Kalp krizi sonrası egzersiz kesinlikle doktor önerisiyle yapılmalıdır. Bu önerilere harfiyen uymalısınız. İzin verilmeyen aktivitelerden uzak durun ve sınırlarınızı aşmayın. Egzersiz sırasında karşılaştığınız ve mutlaka doktorunuza başvurmanız gereken sorunlar ise şunlar: “10 dakikayı geçen aşırı nefes darlığı. Göğüs, çene, boyun veya kollarda ağrı. Baş dönmesi, solukluk, soğuk terleme. Çok hızlı veya düzensiz kalp atışları. Bulantı, kusma. Bacaklarda güçsüzlük, ağrı veya şişme.”
* Ne tür egzersiz iyidir?
En faydalı olanlar tüm vücudu çalıştıran egzersizlerdir. Mesela yürüme, hafif koşu, yüzme veya bisiklet gibi. Doktorunuz egzersiz programınıza kasları güçlendirici hafif ağırlık çalışmaları da ekleyebilir.
* Spor hangi sıklıkla yapılmalıdır?
Size verilecek plana göre hareket edin. Bu program başlarda yavaş olmalı. Zamanla tempoyu arttırabilirsiniz. İdeal olan haftada 3-4 gün, 20-30 dakika arası spor yapmaktır. Sporun başında, 5 dakika ısınma ve germe hareketleri yapmayı da unutmayın.
* Kalp krizi geçirdikten sonra ne kadar zamanda işe dönülebilir?
Çoğunlukla kişiler 1-3
ay içinde işine başlayabiliyor. Başta da söylediğim gibi bu süre kalbinizin durumu ve işinizin niteliğiyle ilgilidir. Fizik gücü gerektiren veya yoğun stresli bir işe dönüş daha geç olmalıdır. En azından başlarda işinizde değişiklikler yapmak gerekebilir
Seksten korkmayın
* Kalp kirizi cinsel hayatı etkiler mi?
Krizden 3-4 hafta sonra cinsel hayatınıza dönebilirsiniz ama başlarda yavaş ve sakin olmak gerekebilir. Kalp krizi geçirdiniz diye seksten korkmayın. Bu konuyu doktorunuza açmaktan da çekinmeyin.
* Tekrar kriz geçirmemek için ne yapılmalıdır?
Sigara içmeyin. Fazla kilolarınızdan kurtulun. Spor yapın. Stresi azaltın. Tansiyon, kolesterol ve şekerinizin istenilen sınırlarda kalmasına gayret edin. Size verilen ilaçları düzenli ve önerildiği sürece kullanın.
www.sabah.com.trKadınlar arasında sigara kullanımı artıyor
29 Temmuz 2009 Yazan Saglik
Kategori Kadın Sağlığı, Sağlıklı Yaşam
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, Türkiyede her sene 100 bin kişinin sigara nedeniyle hayatını kaybettiğini, bunun 25 bin kadarının kadınlardan oluştuğunu belirterek, Bu nedenle, Türkiyede kadın ve sigara konusunda özel günler ilan edilerek, kadınların sigaraya karşı bilinçlendirilmesi çok yerinde olur dedi

Tütünsüz Yaşam Derneği Yönetim Kurulu üyesi de olan Akdur, Dünya Sigarayı Bırakma Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, dünyada tütüne karşı yürütülen mücadele çerçevesinde gelişmiş ülkelerdeki sigara tiryakilerinin oranı hızla azalırken, Türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkelerde özellikle genç kızlar ve kadınlar arasında sigara kullananların oranının giderek arttığını belirtti.
Sigara kullanımının kadınlar arasında hızla artması nedeniyle Tütün Kontrolü Çerçeve Anlaşmasında cinsiyetle ilgili özel konuların da yer almasının kararlaştırıldığını kaydeden Akdur, şunlara dikkati çekti: Sigara, kadınlarda erkeklere göre daha fazla hasar yaptığı için kadınlar erkeklere göre daha ağır bedel ödüyor. Buna rağmen, Türkiyede sigara salgını kadınlar arasında daha hızlı yayılıyor. Türkiyede, her sene 100 bin insan sigara nedeniyle ölüyor, bunun 25 bin kadarı da kadınlardan oluşuyor. Bu nedenle Türkiyede de kadın ve sigara konusunda özel günler ilan edilerek kadınlar sigaraya karşı bilinçlendirilmelidir.
SİGARASIZ KADIN GÜNÜ
Akdur, 25 yıl boyunca içtiği sigara yüzünden akciğer kanserine yakalanan ve bu nedenle TEKEL aleyhine tazminat davası açan, ancak ilk duruşmasından 3 gün sonra hayatını kaybeden Yurdagül Tufanın ölüm tarihi olan 21 Kasımın Sigarasız Kadın Günü ilan edilmesi önerisini dile getirdi.
17 yaşında sigaraya başlayan Tufanın giriştiği hukuk mücadelesinin Türkiyede açılan ilk tütün sorumluluk davası olduğunu belirten Akdur, Yurdagül Tufanın ölüm yıldönümü olan 21 Kasım Sigarasız Kadın Günü olarak ilan edilerek kadın ve genç kızlar sigara konusunda bilinçlendirilmelidir dedi.
SİGARAYI BIRAKMAK İÇİN ÖNERİLER
Her bir sigarada vücut için zehirli, tahriş edici, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4 binden fazla kimyasal madde bulunduğunu kaydeden Akdur, bunların 50sinin doğrudan kansere sebep olduğunun ispatlandığını bildirdi.
Sigaradaki nikotinin, güçlü bir bağımlılık yapıcı madde olduğunu; kokain, eroin ve alkol ile karşılaştırıldığında, tesadüfen deneyen kişilerde bile sigaranın bağımlılık yapma olasılığının daha fazla olduğunu anlatan Akdur, sigara içenlerde el ve ağız alışkanlıkları bulunduğunu, bu alışkanlığın günde içilen sigara sayısı arttıkça güçlendiğini kaydetti.
Sigaranın, kendi kendine veya etkinliği kanıtlanmış tıbbi tedaviyle bırakılabileceğini belirten Akdur, Kendi kendine bırakmakta zorlananlarda en etkili tedavi hekim gözetiminde bilimsel yöntemlerin kullanılmasıdır dedi.
Hipnoz, akupunktur, luksopunktur gibi yöntemlerin etkinliğinin bilimsel olarak tartışmalı olduğunu, etkinliklerinin kanıtlanmadığını da kaydeden Akdur, sigarayı bırakmak isteyenlere şu önerilerde bulundu:
-Sigarayı bırakamayacağınızı düşünmeyin, karamsarlığa izin vermeyin,
-Bırakmak için kendinize bir gün belirleyin ve o gün bırakma konusunda
kararlılığınızı koruyun,
-Sigarayı bırakmayı isteme nedenlerinizi yazın ve her zaman görebileceğiniz yerlerde bulundurun,
-Bırakma kararınızı arkadaşlarınızla ve ailenizle paylaşın, destek isteyin,
-Evinizde ve iş yerinizde sigarayı hatırlatacak eşyalar bulundurmayın,
-Bıraktığınız zaman mücadelenizi kolaylaştıracak yeni günlük etkinlikler
geliştirin.
Lazer yöntemiyle dişçi fobiniz tarihe karışacak!
26 Temmuz 2009 Yazan Saglik
Kategori Sağlıklı Yaşam
Dişçi koltuğundan korkmak tarihe karışıyor. Lazere atomize su spreylerinin eklenmesiyle oluşturulan yeni bir teknik sayesinde; dişeti hastalıklarının tedavisinden diş estetiğine kadar her türlü işlem ağrısız gerçekleştirilebilecek

Sağlıklı ve bakımlı dişler, bir insanı güzel kılan başlıca özellikler arasında yer alıyor. Memorial Hastanesi Diş Hekimi Zuhal Mete, dişlerin göz kamaştıran bir görüntüye kavuşmasını sağlayan en son yöntemlerden biri olan yeni lazer tekniğiyle ilgili bilgiler verdi:
HER DERDE DEVA!
* Yeni lazer yöntemi ile insan vücudundaki en sert yapı olan diş minesi ve yumuşak doku tedavileri kolaylıkla yapılabiliyor. Atomize su spreylerinin, lazer enerjisiyle birleşmesi sonucunda elde edilen hidrokinetik enerji prensibiyle çalışan yeni diş lazeriyle hem diş minesi, hem de damak işlemleri kolaylıkla gerçekleştirilebiliyor.
* Bu yöntem sayesinde çürüklerin temizlenmesi, diş dolguları, kanal tedavileri, dişetindeki ve çene kemiğindeki her türlü cerrahi işlem, estetik diş tedavileri, dişetinin şekillendirilmesi, koyu renkli dişetlerinin renginin açılması, hassas dişlerin hassasiyetinin giderilmesi, aft ve uçuk tedavileri artık ağrısız yapılabilecek. İmplant uygulamalarında lazer teknolojisi ile cerrahi işlem aşamaları basitleşecek ve hastanın dişçi koltuğunda geçirdiği vakit azalacak. Devamını oku
Güneşten korunma yönteminiz hangisi?
15 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Sağlıklı Yaşam
Güneşten korunma yönteminiz hangisi?
• Tatil zamanı geldi, bavullar da hazır! Güneş öncesi bakımları, koruma faktörlü kremler, güneş sonrası bakım sütleri… Peki hangi ürünün sizin için doğru olduğunu biliyor musunuz?
• O zaman cilt tipinizi test etmenin tam zamanı. Bu test size kendiniz için en doğru güneş bakımını seçmenizde yardımcı olacak.
Sağlıklı, sportif bronzluk sizin için yaz tazeliği anlamına mı geliyor?
a- Yaz mevsiminde bronz bir tenle dolaşmak hoşuma gidiyor. Ancak tabii ki, ‘kızarmış’ değil…
b- Solgun cildim için tek alternatif kızarık da olsa ‘renkli’ bir görüntüye sahip olmak.
c- En iyisi koruyucularla bronzlaşmak.
d- Bembeyaz bir ten ve porselen bir vücuda sahip olmak bana göre değil.
Kısa bir deniz gezisine çıkmaya karar verdiniz. Yanınıza ne tür güneş kremleri alırsınız? Devamını oku
Yoga kampları ile sağlık ve tatili bir arada yaşayın
06 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Manşet, Sağlıklı Yaşam
Bol oksijenli çam ormanında, kuş cıvıltıları eşliğinde düzenlenen yoga kampına katılanlar, bedensel ve ruhsal anlamda rahatlayarak farklı bir tatil olanağına kavuşuyor.
“Tatilde yoga ile arınmak moda” diyen Yoga Akademi Kurucusu Prof. Dr. Akif Manaf, yaz boyunca belirli periyotlarla dağlara, kırlara, bayırlara giderek ve doğada yoga yaparak, şehrin insanlar üzerindeki olumsuz birikintilerini attıklarını söyledi.
Yoga kampında, açık havada ağaçların serin gölgesinde, kulaklarında kuş cıvıltıları ve rüzgarın bedenini okşayarak yoga yapmanın zevkini yaşadıklarını ifade eden Manaf, “İşte böyle bir doğal ortamda yapacağımız fiziksel ve içsel arınma terapileri, meditasyonlar, yoga faaliyetleri, çevre gezileri, kanyon, yayla turları ve muhtelif sanatsal etkinliklerle günümüzü dolduracak, öğrenirken eğlenecek, dinlenirken arınacağız” dedi. Devamını oku
Pilates yaparken dikkat
28 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Sağlıklı Yaşam
Türkiye’de de son yıllarda oldukça yaygınlaşan pilatesi, eğitim almadan televizyondan gördüğüyle yapmaya çalışanlar, sakatlık tehlikesiyle karşı karşıya…
Pilates’in, yeri geldiğinde fizyoterapi ve rehabilitasyon olarak da kullanıldığını, omurga ve eklem rahatsızlıklarına, osteoporoz hastalarına, hamilelere yönelik uygulanan bir fitness metodu olduğunu anlatan Body Arts Pilates Studio’nun (Baps) kurucusu Pilates Master Eğitmeni Taha Erpulat, ”Televizyon karşısında çeşitli egzersizleri yapmak kolay olabilir, ancak pilates zordur. Televizyon karşısında pilates yapanlar en az 2 yıl bir eğitmen eşliğinde pilates yapmış kişiler olabilir” dedi. Devamını oku
Karın ağrısı deyip geçmeyin
19 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Sağlıklı Yaşam
Uzmanlar,karın ağrılarının nedenleri arasında çok ciddi hastalık belirtilerinin olabileceğine dikkat çekiyor.
Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Nuri Dilek, karın ağrılarının nedenleri arasında ciddi hastalık belirtileri olabileceğini belirterek, altı saati geçen karın ağrılarında kesinlikle hekime müracaat edilmesi gerektiğini söyledi. Devamını oku
Sağlıklı yaşam için ceviz
08 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Sağlıklı Yaşam
Sağlıklı yaşam için ceviz tüketin!
Sofralarımızda sıkça yer verdiğimiz, tatlılarımızın vazgeçilmez malzemesi ceviz, kabuğuyla, içiyle, hatta perde tabir edilen iç bölümünde yer alan odunsu zarlarıyla pek çok hastalığın tedavisine destek oluyor.
Sağlıklı Beslenme Uzmanı Dr. Dilek Polat, cevizin cilt rahatsızlıklarından saç dökülmesine, tiroit hastalıklarından ağız kokusuna kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılabileceğini belirtti.
Dr. Polat, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyan doymamış yağ asitlerini yüksek düzeyde içeren cevizin, kolesterol birikimini ve damar sertliğini önleyici etkisinin halk arasında artık daha iyi bilindiğini, bu nedenle damak zevkinin yanı sıra, birçok insanın sağlık nedenleriyle ceviz tüketmeye başladığını söyledi.
“Doğanın mucizelerinden” cevizin farklı kullanımının ise iyi bilinmediğini ifade eden Polat, yaş ve kuru ceviz kabuklarının basit işlemlerle çok etkili sonuçlar vereceğini kaydetti.
-GÜÇLÜ VE CANLI SAÇLAR-
Dr. Polat, saç dökülmesine ve saçlarının yeterince canlı olmadığını düşünenlere cevizin kuru ve yaş kabuğunu öneriyor.
Polat, 20 tane cevizin sert kabuğunu 1 litre suda 10-15 dakika kaynatarak elde edilen suyun saç durulamasında kullanılması durumunda, saçların dökülmesinin son bulacağını belirtiyor.
Taze cevizin yeşil kabuğunun az suyla kaynatılması sonucu macun elde edileceğini anlatan Polat, bu macunun da saç maskesi olarak kullanılabileceğini kaydediyor.
-DİNLENME, TİROİD, AĞIZ KOKUSU-
Sağlıklı yaşamak ve beslenmek isteyenlerin mutfaklarından cevizi eksik etmemeleri gerektiğini ifade eden Dr. Polat, şu bilgileri verdi:
“8 tane cevizi bir bardak suda 2 gün bekletin. Günde iki ceviz olmak üzere tüketin ve cevizleri içinde beklettiğiniz suyu da için, 4 günlük kür
sonunda ne kadar dinlenmiş hissettiğinize şaşıracaksınız. Cevizin arasında bulunan perdeleri atmıyoruz. 25-30 kadar ceviz perdesini bir litre suda güneş görmeyen bir yerde bir hafta bekletiyoruz. Sabahları aç karnına her gün bir bardak tüketiyoruz, tiroid hastalarına çok yardımcı olacaktır.
Ceviz yaprağını suda kaynatıp biraz zeytinyağı ekleyin. bu karışımla düzenli gargara yapıldığında ağız kokusu sorunu da ortadan kalkacaktır.”
Günde birkaç ceviz tüketmenin sindirim sistemi hastalıkları, öksürük, göğüs ağrıları gibi birçok şikayeti azaltığına işaret eden Dr. Polat, pürüzsüz bir cilt isteyenlerin de yine ceviz kabuğu suyundan yararlanabileceklerini kaydetti.








